20 Nisan 2009 Pazartesi

Dost

Dünkü yazıda kendime mi yazdığı mı sormuştum yine kendime? Kendime yazmıyormuşum anladım. meğer içten içe yazdıklarım okunsun beğenilsin arzusu varmış. var olmakla kalmamış bir de taşma noktasına ulaşmış. nerden mi biliyorum. bir dostla yine sanal dünyanın sağladığı büyük zenginliklerden biri üzerinden sohbet ederken bu da benim sayfam diyerek verdim bağlantıyı. biraz mahçuptum ve utanıyordum. acaba taklitçi miyim, geriden geldiğim çok mu belli oluyor, özenti miyim diye düşünerek. ama o dost yine destekledi beni her zamanki gibi. yanlış anlaşılmasın sadece gaz vererek değil yapıcı eleştirileri ve geleceğe bakan önerileriyle. zaten hakiki dost da böyle olmalı değil mi.

19 Nisan 2009 Pazar

Arada kaldım

evet aradan bir hafta geçti ve blog yine yalnız kaldı. allahtan bozulmadı. bu sefer zorunlu bir ayrılıktı. affedilebilir yani. merak ettiğim kafamı kurcalayan bir çok mesele var. bunlardan birisi de arada kalmışlık ve insanda meydana getirdiği tutukluk hissi. kendi üzerimden gidecek olursam post modern modern ve geleneksellik arasında sıkışıp kalmışlığın her harekette, her düşüncede, her kararda kendisini hissettirmesi ve hareket edememe, düşünememe ve karar verememe ile sonuçlanması. çok acı bir şey. çözümü bir hayli basit gözükse de bu arada kalmışlığa bir de karakterime çoktan sirayet etmiş atalet eklenince çözümü uygulamak çok zorlaşıyor. bu yazdıklarımı kendime yazdığımı söylesem Comte nun dediği gibi insanları kandırmış mı olurum acaba? neyse ben yine de yazayım kendi çözümümü. öncelikle hangi kaynaklardan beslenmek gerektiğini ayırt etmek bunun için de birilerini takip etmek gerektiği. belki de geridengelen olduğum içindir bu çözüm ama ben uygularsam kazanacağımı düşünüyorum. kaynakları belirleyip onlara sıkı sıkıya sarılmak ve onlarla dolup taştıktan sonra her kaynağı o mihenk taşlarına göre değerlendirmek. mesele kaynak seçimleri. günümüzde bilindiği gibi bilgiye erişim çok kolay olsa da burada önemli bir nüansı da belirtmek gerek: bilgiye erişimden kasıt doğru bilgiye erişim değil. yani erişim kolay da doğruyu bulmak her zaman kolay olmuyor. neyse bu mesele benim kafamı meşgul etmeye devam edecek galiba. Araf'ı okuduktan sonra daha önce gerilere attığım bu mesele tekrar ve çözene kadar geri gitmemek üzere zihnime yerleştiğinden olsa gerek yazma ihtiyacı hissettim biline! yoksa başka bir amacım yok.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Kendime bir hoşgeldin

Hoşgeldin internet günlüğüne!
Bir iki kez denedikten sonra bir teşebbüs daha. O yüzden şüpheci manidar bir hoşgeldin bu. neyse çok fazla kasmayalım. inşallah bu sefer başarılı olursun istikrarsızlıkta istkrarı olan şahsiyet. baktın ki olmayacak böyle hergün hergün başka bloglara bakıp ekrana ekmek bandırmak, bir blog da ben pişireyim dedin. iyi de oldu aslında. neyse şimdi tıkandın. fazla zorlama kendini sonra bir yılı aşkın süre bırakıyosun bu hevesleri. artık daim olur inşallah. sonuçta popüler de oldu. öncü olamadın bari geridengelen ismini hak et. reaktifliğini göster. yoksa arkadaşlarının dediği gibi alemde hiçbir hacim kaplamayacak buharlaşacaksın. hadi bakalım rastgele!