11 Aralık 2009 Cuma

General Montgomery's Favorite Limerick

There was an old soldier from Lyme
Who married three wives at a time
When asked why the third
He said, one's absurd
And bigamy, sir, is a crime

3 Aralık 2009 Perşembe

Hayal Kırıklıkları

Hayatım geride kalan hayal kırıklıklarının toplamından mı ibaret? Yine kendi basit dünyamdayım ama bugün biraz da hüzün eşlik ediyor bana. Bugün ilham veren müzikler yok yanımda. Çünkü ben yine geride kalan oldum. Teselli eden şey ümitler insanı. Ama belli bir noktadan sonra öğrenilmiş çaresizlik sarıyor dört bir yanımı. Yine vatan toprağında kalacağım gibi gözüküyor. Görmek nasip olacak mı enternasyonel dünyayı. Yoksa benim görüp göreceğim sadece Osmanlı payitahtı ve Cumhuriyet başkentinden mi ibaret olacak. Şarkıda da dediği gibi "Who can say where the road goes,... only time".

2 Aralık 2009 Çarşamba

Basit Şeyler

Evet basit bir yaşam sürüyorum ve basit şeylerle mutlu oluyorum. Dün aldığım Amelie film müziklerini bilgisayarıma yüklerken o kadar mutlu oldum ki. Bununla ilgili hayaller kurabiliyorum. Cumartesi Eskişehir'e gitmek için yola çıktığımda hangi parçayı ne zaman dinlerim diye düşünmekten keyif alabiliyorum mesela. En çok sevdiğim parçanın bitişi üzebiliyor beni. Girdiğim bütün kayıtların bu parçalar eşliğinde olması da ayrı bir güzellik olsa gerek. Bu parçalar insana ilham veriyor kısacası. Seviyorum bu sade parçaları dinlemeyi. Bir taraftan da hayıflanıyorum keşke ben de böyle orjinal eserler ortaya çıkarabilseydim diyerekten. Neyse bize düşen de dinlemekmiş. Bunun hakkını vermeye çalışacağım bundan sonra :)

1 Kasım 2009 Pazar

Uzun Aralar Düzensiz Hayatlar Zayıf İradeler

çok fazla yazmayı düşünmüyorum. Fakat ilk yazıdığım zaman neler hissediyorsam aynı şeyleri hissediyorum. Yolculuklar esnasında yoğunlaşan duygularımı bir türlü buraya yansıtamıyorum. Çok aciz hissediyorum şu an kendimi. Önümde çok zorlu bir yolculuk var. Benim ise bu yolculuğa dair en ufak bir fikrim bile yok. Sayfaya uzun bir aradan sonra giriyorum. Oysa ilk yazımda bu düzensizliğe bir son vereceğimden bahsetmiştim. Yıllar geçtikçe değişeceğime dair ümitlerim azalıyor. bugün kötü günümdeyim. Aslında uzun bir süredir öyle devam ediyor. buraya yazmak arzusu da bunu değiştirmek için başka bir nedeni yok yani. Sonumuz hayrola...

3 Mayıs 2009 Pazar

Sıkılıyorum

yeni bir dönem daha başladı. bir haftası doldu bile. nedense bu dönem biraz bunalımlı geçecek gibi geliyor bana. daha alışamadım hiçbirşeye. halbuki 3 yıl oldu geleli ankara'ya. haftaları sayıyorum. hem de ilk kez derslerin bitmesine göre değil de finalleri de dahil ederek sayıyorum haftaları. kaldı 13 hafta. geçeceğini biliyorum kendimi teselli etmeye çalışıyorum ama zor geliyor yine de. en zor gelini de etrafımdaki aşina simaların birer birer değil düzine düzine kaybolması belki de. bu döneme dair kurduğum hayallerle şu bir haftada yaşadıklarımın uzaktan yakından alakası yok. ben hep iyi olacak diye hayal ediyorum ama hiçbir zaman öyle olmuyor. gerçekçi olmamın vakti geldi de geçti bile. şu dönem bitsin istiyorum ama okul eğer uzayacaksa gelecek sene üç dönem daha olsun istiyorum. bir anda boşluğa düşmek istemiyorum. şu an sıkılıyorum ve bırakıyorum yazmayı.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Dost

Dünkü yazıda kendime mi yazdığı mı sormuştum yine kendime? Kendime yazmıyormuşum anladım. meğer içten içe yazdıklarım okunsun beğenilsin arzusu varmış. var olmakla kalmamış bir de taşma noktasına ulaşmış. nerden mi biliyorum. bir dostla yine sanal dünyanın sağladığı büyük zenginliklerden biri üzerinden sohbet ederken bu da benim sayfam diyerek verdim bağlantıyı. biraz mahçuptum ve utanıyordum. acaba taklitçi miyim, geriden geldiğim çok mu belli oluyor, özenti miyim diye düşünerek. ama o dost yine destekledi beni her zamanki gibi. yanlış anlaşılmasın sadece gaz vererek değil yapıcı eleştirileri ve geleceğe bakan önerileriyle. zaten hakiki dost da böyle olmalı değil mi.

19 Nisan 2009 Pazar

Arada kaldım

evet aradan bir hafta geçti ve blog yine yalnız kaldı. allahtan bozulmadı. bu sefer zorunlu bir ayrılıktı. affedilebilir yani. merak ettiğim kafamı kurcalayan bir çok mesele var. bunlardan birisi de arada kalmışlık ve insanda meydana getirdiği tutukluk hissi. kendi üzerimden gidecek olursam post modern modern ve geleneksellik arasında sıkışıp kalmışlığın her harekette, her düşüncede, her kararda kendisini hissettirmesi ve hareket edememe, düşünememe ve karar verememe ile sonuçlanması. çok acı bir şey. çözümü bir hayli basit gözükse de bu arada kalmışlığa bir de karakterime çoktan sirayet etmiş atalet eklenince çözümü uygulamak çok zorlaşıyor. bu yazdıklarımı kendime yazdığımı söylesem Comte nun dediği gibi insanları kandırmış mı olurum acaba? neyse ben yine de yazayım kendi çözümümü. öncelikle hangi kaynaklardan beslenmek gerektiğini ayırt etmek bunun için de birilerini takip etmek gerektiği. belki de geridengelen olduğum içindir bu çözüm ama ben uygularsam kazanacağımı düşünüyorum. kaynakları belirleyip onlara sıkı sıkıya sarılmak ve onlarla dolup taştıktan sonra her kaynağı o mihenk taşlarına göre değerlendirmek. mesele kaynak seçimleri. günümüzde bilindiği gibi bilgiye erişim çok kolay olsa da burada önemli bir nüansı da belirtmek gerek: bilgiye erişimden kasıt doğru bilgiye erişim değil. yani erişim kolay da doğruyu bulmak her zaman kolay olmuyor. neyse bu mesele benim kafamı meşgul etmeye devam edecek galiba. Araf'ı okuduktan sonra daha önce gerilere attığım bu mesele tekrar ve çözene kadar geri gitmemek üzere zihnime yerleştiğinden olsa gerek yazma ihtiyacı hissettim biline! yoksa başka bir amacım yok.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Kendime bir hoşgeldin

Hoşgeldin internet günlüğüne!
Bir iki kez denedikten sonra bir teşebbüs daha. O yüzden şüpheci manidar bir hoşgeldin bu. neyse çok fazla kasmayalım. inşallah bu sefer başarılı olursun istikrarsızlıkta istkrarı olan şahsiyet. baktın ki olmayacak böyle hergün hergün başka bloglara bakıp ekrana ekmek bandırmak, bir blog da ben pişireyim dedin. iyi de oldu aslında. neyse şimdi tıkandın. fazla zorlama kendini sonra bir yılı aşkın süre bırakıyosun bu hevesleri. artık daim olur inşallah. sonuçta popüler de oldu. öncü olamadın bari geridengelen ismini hak et. reaktifliğini göster. yoksa arkadaşlarının dediği gibi alemde hiçbir hacim kaplamayacak buharlaşacaksın. hadi bakalım rastgele!